Yazın Akışı
← Geri dön Deneme

Son Kez Dönülen Yerler

Bazı yerlere son kez gittiğimizi o anda bilmeyiz. Kapıyı kapatırken, merdivenlerden inerken, sokağın köşesini dönerken ya da bir trenin camından geride kalan şehre bakarken bunun sıradan bir ayrılık olduğunu düşünürüz. Yeniden geleceğimize, aynı masaya oturacağımıza, aynı pencereden dışarı bakacağımıza inanırız. Oysa zaman bazen sessizce kararını vermiştir. Biz farkında olmadan bir evden, bir sokaktan, bir şehirden, bir insandan ve hatta geçmişteki hâlimizden son kez ayrılmışızdır.

Yıllar sonra bir koku, eski bir fotoğraf, unutulmuş bir eşya ya da tesadüfen duyduğumuz bir şarkı bizi yeniden o yere götürür. Fakat döndüğümüz yer artık yalnızca hafızamızdadır. Binalar yıkılmış, insanlar dağılmış, odaların duvarları başka renklere boyanmış olabilir. Belki de yer hâlâ aynıdır; değişen yalnızca bizizdir. Bir zamanlar büyük görünen bahçe küçülmüş, bitmek bilmeyen yol birkaç adıma dönüşmüş, bize güven veren kapı artık yabancı bir evin kapısı olmuştur.

Bu atölyede, hayatımızda iz bırakan ve geride kaldığını sonradan anladığımız yerlere dönüyoruz. Katılımcılardan gerçek ya da hayalî bir mekânı merkeze alan özgün bir eser yazmaları beklenmektedir. Bu yer çocukluğun geçtiği bir ev, artık gidilmeyen bir köy, kapanmış bir dükkân, eski bir okul, terk edilmiş bir istasyon, yıllar önce bırakılan bir şehir veya yalnızca iki insanın bildiği küçük bir köşe olabilir. Mekânın fiziksel olarak yok olması gerekmez. Bazen bir yer durduğu hâlde bizim için erişilemez olur. Çünkü orayı anlamlı kılan kişiler artık orada değildir. Çünkü aynı kapıdan girsek bile içeride karşılaşacağımız hayat değişmiştir.

Yazınızda yalnızca mekânı tarif etmekle yetinmeyin. O yerin sizde bıraktığı sesi, kokuyu, ışığı ve duyguyu da anlatın. Duvarların rengi kadar orada söylenmiş bir cümleye, pencereden görünen manzara kadar o manzaraya bakan kişinin hislerine de yaklaşın. Okurun, anlattığınız yere yalnızca bakmasını değil, orada bir süre yaşamasını sağlayın.

Kendinize şu soruları sorabilirsiniz:

Oraya neden dönmek istiyorsunuz?
Oradan ayrılırken yanınızda ne götürdünüz?
Geride bıraktığınız fakat yıllarca unutamadığınız şey neydi?
O yer bugün karşınıza çıksa sizi tanır mıydı?
Yıllar sonra geri döndüğünüzde her şeyi aynı mı bulurdunuz, yoksa hatırladığınız yerin yalnızca zihninizde kaldığını mı anlardınız?
Oraya bir kez daha dönme hakkınız olsaydı neyi farklı yapardınız?
Söyleyemediğiniz hangi sözü orada bırakırdınız?

Eseriniz bir vedayı anlatabilir; fakat doğrudan bir veda sahnesi yazmak zorunda değilsiniz. Bazen son kez içilen bir çay, kapının önünde bekleyen bir bavul, boşaltılan bir çekmece veya duvarda kalan soluk bir iz, uzun bir vedadan daha güçlüdür. Büyük olayların yerine küçük ayrıntılara yaklaşabilirsiniz. Çünkü hafıza çoğu zaman bütün bir günü değil, masanın üzerindeki çatlak tabağı, koridordaki ayak sesini veya perdeden süzülen öğleden sonra ışığını saklar.

Bu atölyede şiir, kısa hikâye ve deneme türlerinde eserler kabul edilecektir. Katılımcılar konuya kişisel bir hatıra üzerinden yaklaşabilecekleri gibi tamamen kurmaca bir anlatı da oluşturabilirler. Metnin mutlaka hüzünlü olması gerekmez. Son kez dönülen bir yer, pişmanlığın yanı sıra özgürleşmeyi, büyümeyi, kabullenmeyi, yeni bir başlangıcı veya geçmişle barışmayı da temsil edebilir.

Bir çocukluk evini anlatırken yetişkinliğin getirdiği değişimi, kapanan bir dükkânı anlatırken bir mahallenin dönüşümünü, terk edilen bir şehri anlatırken insanın kendine yabancılaşmasını ele alabilirsiniz. Mekânı yalnızca olayların geçtiği bir arka plan olarak değil, anlatının yaşayan bir karakteri olarak düşünün. Duvarlar hatırlasın, pencereler beklesin, sokaklar değişimi fark etsin. Anlatılan yerin de kendi sessizliği, hafızası ve kaybettikleri olsun.

Metninizi yazarken geçmiş ile bugün arasında bir bağ kurabilirsiniz. Anlatıcınız yıllar sonra aynı yere dönebilir, dönmek isteyip dönemeyebilir veya yalnızca zihninde dolaşabilir. Eski hâliyle bugünkü hâlini karşılaştırabilir. Bir zamanlar orada yaşayan kişiye, yani geçmişteki kendisine seslenebilir. Hatta mekânın gözünden ayrılan insanı anlatmayı deneyebilirsiniz.

Bu atölyenin amacı yalnızca geçmişi hatırlamak değildir. Hatırladığımız şeyleri nasıl dönüştürdüğümüzü, zamanın mekânlara ve insanlara ne yaptığını, bir yere ait olmanın ne anlama geldiğini edebiyat aracılığıyla araştırmaktır. Çünkü bazı yerler hayatımızdan çıkar, fakat bizden tamamen gitmez. Taşındığımız her eve, yürüdüğümüz her sokağa ve kurduğumuz her yeni hayata onlardan küçük parçalar taşırız.

Şimdi hafızanızdaki kapılardan birini açın. Uzun zamandır uğramadığınız bir sokağa girin. Unuttuğunuzu düşündüğünüz odaya yeniden bakın. Masanın üzerindeki eşyaları, duvarın dibindeki sandalyeyi, pencereden gelen sesi hatırlayın. Orada sizi bekleyen bir anı, yarım kalmış bir cümle ya da vedalaşamadığınız biri olabilir.

Belki de bir yere son kez dönebilmenin tek yolu, onu yazmaktır.

Yorumlar
0 yorum
Yorum yapmak için giriş yapın

Arama

Aramak için yazmaya başlayın.